 Askerdeyken, bilgisayar oyunları bazında önemli bir sıkıntım vardı: futbol oyunu. Football Manager 2007 yarama merhem olmadı; Fifa 07'den sıkılmıştım; PES6'ya ise ısınamamıştım. Ekim ayı ile birlikte ilk işim Fifa 08'i edinmek oldu. Ama karşılaştığım tablo çok kötüydü. Oyun 07'nin aynısıydı ama en önemli fark 07'de World Class zorluğunun 08'de Semi-Pro'ya denk gelmesiydi. Aslında oynanış yine rahattı; ama kaleciler oyun keyfinizi cehenneme çeviriyordu. Belki de buyüzden oyuna bir kaleci ayarı eklenmişti. Sonuçta sadece 2 hafta kalabildi Fifa08 bilgisayarımda. Football Manager 2008'in gelişiyle ateşim biraz sönse de, bir şey eksikti. O adamlara sadece taktik vermek yetmiyordu; onları yönetmeliydim. En sonunda oyun elimize geçti. Çoğul kullanıyorum, çünkü asteğmenler olarak boş zamanımızın çoğu WE9'a gidiyordu. Oyunu açmamla birlikte klasik Konami logosundan sonra demo girdi. Tüm itirazlara rağmen demoyu izledim. Pek de tutmadım ne yazık ki. Sanatsal açıdan iyi güzel de, biraz gerçek görüntüler istiyor insan. Her neyse, ana menüye geldiğimizde yine garipsedik biraz. Menüyü merak ederken maç yapmam yönünde yoğun baskı gelince fazla kurcalayamdan exhibition'da aldım soluğu. Ayarlarla birlikte ilk maç heyecanımızı yaşadık. Oyunun daha önceki dergi önincelemelerinde yıllardır Fifa'ya karşı eksik yönü olan grafik konusunun yeni nesil konsolların da etkisiyle aşılacağını görmüştüm. Ama bu kadarını da beklemiyordum. Aslında grafik olayı tüm oynanışa etki etmiş diyebiliriz. Şimdilik sadece grafik yönüne bakalım. Maça başladığımızda yaşanan takılmayı bir kenara bırakırsak senelerdir beklediğimiz 3 boyutlu taraftar isteğinin gerçekleşmesini gözyaşları içinde izledik (biraz abartmış olabilirim). Sunum yine harikaydı. Oyunu uzun süredir oynamış biri olarak aynı şeyleri kupa sevinçleri ile kazanılmış veya kaybedilmiş maç sonları için de söyleyebilirim. Oyunculara da ayrı bir özenilmiş. Bütün futbolcular için gerçeklerinin aynısı yüzler kullanılmış (Servet Çetin örneğini duymuşsunuzdur, duymadıysanız oyunda görmenizi tavsiye derim). Ancak tek sorun biraz boylarının fazla uzun gibi gözükmesi. Maça başlamamla birlikte WE9'da uzaktan şutlara alışmış bizler ilk başta bocaladık. Artık daha fazla basmak gerekiyordu. Benzer şekilde bütün serbest vuruşları baraja takmayı başardım. Oysa ki, sadece Pirlo ile attığım serbert vuruşlarla maç kazanmışlığım vardır (değil mi Servet?). Bu sorunu da biraz Training'le çözdüm. Training'le ilgili tek bir sorun var; o da bir eğitim bölümünün olmaması. Serbest vuruşlarda bazı durumlar haricinde şut gücününyarıyı geçmemesi gerektiğini gördüm. Tabii mesafeye bağlı olarak sert veya yavaş vurmanız da gerekmekte. İlk maça dönersek zayıf rakibim karşısında rahat bir galibiyet aldım. İlk izlenimler olumluydu. Daha sonra güçlü bir rakipaldım ve hezimete uğradım. PES 6'da karşılaştığım sorun burda da vardı. Her iki tarafta çok kolay adam geçiyordu. Ama sadece biz savunma yapmakta zorlanıyorduk. Ama ilerde farklı durumların mevcudiyetini keşfettim. Daha önceki oyunlarda rakibe herhangi bir müdahalede bulunurken rakibin"sallamadığı" durumlar oluyordu. Bizim oyuncu sadece çarpmakla yetiniyordu. Bu sefer farklı bir durum var ki Fifa'yı geçen sene sevmemi sağlayan unsurlardan bir tanesi ama biraz daha geliştirilmişi. Artık oyuncuların güçlerine göre farklı tepkiler veriyorlar. Ya sizin oyuncu rakibine göre güçsüz ise çarpıp yerlerde yuvarlanıyor ya da güçleri denkse "kolkola" devam ediyorlar. Sizin oyuncunuz güçlü ise topu alıp yoluna devam ediyor. Tabii güç dışında hız ve defans özellikleri de önem kazanıyor. Topu almanız için önce adama yetişmeniz lazım değil mi; bir de faullü harekette bulunmamanız için ne yaptığınızı bilmeniz gerek (gerçi bu kısım biraz tartışmalı). Kısaca bu ikili mücadele kısmı hem savunma hemde hücumda oyunu değiştirmiş durumda. Bu özellik yüzünden oyundan soğuyan arkadaşlarım oldu. Ama ben beğendim; hatta oynadığım en iyi futbol oyunu bile dememe neden olabilir. Bu kadar erken konuşmadan önce oyunu kesinlikle yamasını kurmalısınız. Zaten bu incelemeyi de ona göre yapıyorum. Yoksa puanı çok daha düşük olabilirdi. Hücum yönüne değinirsek son 2 oyunun bir karışımı gibi olmuş. PES6'nın rahat hareketleri, PES 5'in otomatik yana alma hareketi bir arada bulunmakta. Aslında tek otomatik hareket yan sürme değil. Ayrıca kime oyunculara özel olarak,meşhur Cristiano Ronaldo'nun ayak arkasında top geçirme hareketini de türlü durumlarda otomatik yapabiliyorsunuz. Göze hoş gözükse de bazen topu kaptırmanıza neden oluyor. Bir de ne kadar rahat adam geçtiğinizi farkedebilirsiniz kimi oyuncularla. Böyle durumlarda o oyuncunun özelliklerine bakın. Kesinlikle adam geçme özellikleri 90 üzeridir. Bu tip oyuncular için adam geçerken biraz daha farklı gözüküyor. Klasik devam etme yerine, hızlı bir şekilde diğer ayağına topu aktarıp devam ettiğini görüyorsunuz. Bir önceki oyun gibi hücum yine kolay, istediğinizi çok rahat yapabiliyorsunuz. Şutlar da bu durumdan nasibini almış. Hemen hepsi uygun şut durumu ile 90'a gitme eğilimi var. Ama bu durumu da sevdiğimi söyleyebilirim. Eğer bu sistemi Hakan Şükür'ün Leeds'e attığı golün aynısını atmamı sağlıyorsa hayır demem. Hücumu kolaylaştıran ve maçların gollere boğulmasını sağlayan etken ise kaleciler. Ne yazık ki kaleciler çok kötü. Tamam, topu sektirmeleri iyi güzelde; her top da sektirilmez ki. En yavaş topları bile kornere tokatlayan ya da rakibe veren kaleciler sizi delirtebilir. Yamayla bu durum biraz düzeltilmiş ama. Top fiziği yine iyi ama oyunculara çarpmasıyla durum biraz garipleşiyor. Bu tür durumlarda top bir anda tilt makinesi fiziğine bürünüyor ve karambol kavramıyla yüzleşmemize neden oluyor. Bu tip pozisyonlardan çok gol yiyeceksiniz hazırlayın kendinizi. Yapay zeka fan değil. En zor seviye de şov yapmıyor belki ama akıllıca oynadığı söylenebilir. Sizin oyun tarzınıza göre çok iyi ayak uyduruyor. Kanatlardan oynuyorsanız, bir de bakıyorsunuz oyununuca iki kişi basmaya başlıyor. Göbekten deniyorsunuz şansınızı, bu seferde göbeğe yığılıyor. Ayrıca rakip oyunu kanatlara çok güzel açıyor. Bir de dikkatimi çeken mucize goller atmıyorlar artık. İyi organize ataklarla geliyor goller (karambolleri saymazsak). Son olarak en zor seviyede serbest vuruşlarda gol olacağına bahse girebilirsiniz.
Oyunun modlarına bakarsak klasikleşmiş Master League, League, Cup seçeneklerini görebiliriz. Oyun çıkmadan önce dolaşan tüm efsanelere rağmen,oyunda tüm isimler alınmış değil. Üstelik, artık bu durumun üstesinden gelmek o kadar kolay değil. Biraz forumları araştırırsanız oyunu kıvama getirmek için envai çeşite program ve dosya kullanmanız gerektiğini görebilirsiniz. Modlar sonunda yine klasik oyuncular ve şarkılar açabiliyorsunuz. Özellikle oyundaki müziklere dikkat kesilin. Aşağıdaki videoda yer alan müzik favorilerim arasında. Master League modu ise biraz farklı. Daha önce bu modu denememiştim. Ama askerdeyken evdeki yoğun WE partileri sonucunda kıyısından köşesinden bulaştım. Ve de çok keyif aldım. Artık pek çok bilgi ile karşılaşıyoruz anamenü de. Transferler, kondisyon, kupalar derken tam bir kariyer modu yaşıyoruz. Belki oyuncu gelişimi biraz düzgün olsa iyi olurdu. Ama 3-4 sene sonra über-Rooney ile oynamak yaşanması gereken bir deneyim. Yazının bir yerinde oynadığım en iyi futbol oyunu demiştim. Eğlence açısından hiçbir oyun Fifa 99'un yerini alamayacaktır belki; ama, günümüzdeki gerçekçi oyun anlayışına göre şekillenen futbol oyunları arasında en iyisi. Fifa rezaletini bir kenara bırakın, tüm eleştirilere kulağınızı tıkayın ve yamaları da kurarak bu harika oyuna bırakın kendinizi. Kesinlikle pişman olmayacaksınız. Şimdi izninizle "Man Red" ile 5. sezonuma döneceğim.
Flimbo'nun Notu: 9,0/10
|